Marc hafta sonunu değerlendiriyor: geç kalkış, pazar, kafe ve park keyfi.
Endlich ist Wochenende! Marc hat heute keine Arbeit. Seine Woche war sehr anstrengend. Er möchte am Samstag lange ausschlafen. Um neun Uhr steht er auf. Er öffnet das Fenster. Die frische Luft kommt in das Zimmer. Danach geht er in die Küche. Marc frühstückt gemütlich mit heißem Kaffee und frischem Brot. Er hat viel Freizeit. Es gibt heute keine Termine.
Türkçesi: Nihayet hafta sonu geldi! Marc'ın bugün işi yok. Haftası çok yorucu geçti. Cumartesi günü uzun süre uyumak istiyor. Saat dokuzda yataktan kalkıyor. Pencereyi açıyor ve odaya temiz hava doluyor. Ardından mutfağa geçiyor. Marc sıcak kahve ve taze ekmekle keyifle kahvaltısını yapıyor. Çokça boş zamanı var. Bugün hiç randevusu yok.
Am Vormittag geht Marc zum Markt. Der Markt ist draußen auf dem großen Platz. Viele Leute kaufen dort ein. Da gibt es frisches Obst, leckeres Gemüse, Brot und schöne Blumen. Marc sieht einen Verkäufer. Er kauft gelbe Bananen und eine schöne Sonnenblume. Die Blume riecht wunderbar. Marc ist glücklich und geht langsam nach Hause.
Türkçesi: Öğleden önce Marc pazara gidiyor. Pazar dışarıda, büyük meydanda kurulmuş. Birçok insan orada alışveriş yapıyor. Orada taze meyve, lezzetli sebze, ekmek ve güzel çiçekler var. Marc bir satıcı görüyor. Sarı muzlar ve güzel bir ayçiçeği satın alıyor. Çiçek harika kokuyor. Marc mutlu bir şekilde yavaşça eve dönüyor.
Am Nachmittag trifft Marc seine Freunde Thomas und Julia. Sie gehen zusammen in ein gemütliches Café in der Stadt. Sie suchen einen freien Tisch am Fenster. Sie trinken warmen Kaffee und essen leckeren Kuchen. Sie sprechen über die Woche und lachen viel. Marc fühlt sich gut. „Was machst du morgen?“, fragt Julia. Marc lächelt und antwortet.
Türkçesi: Öğleden sonra Marc arkadaşları Thomas ve Julia ile buluşuyor. Birlikte şehirdeki şirin bir kafeye gidiyorlar. Pencere kenarında boş bir masa bulup oturuyorlar. Sıcak kahve içip lezzetli pasta yiyorlar. Hafta hakkında konuşup bol bol gülüşüyorlar. Marc kendini iyi hissediyor. „Yarın ne yapıyorsun?“, diye soruyor Julia. Marc gülümsüyor ve cevap veriyor.
Am Sonntagmorgen kann Marc noch länger schlafen. Dann geht er in die Küche. Er kocht ein gutes Frühstück: Er kocht Eier, holt warme Brötchen und frische Butter. Der Duft ist wunderbar. Er liest gemütlich die Zeitung am Tisch und hört leise Musik. Ein altes Lied läuft im Radio. Das ist sehr schön und ruhig.
Türkçesi: Pazar sabahı Marc daha da uzun süre uyuyabiliyor. Sonra mutfağa geçiyor. Harika bir kahvaltı hazırlıyor: Yumurta haşlıyor, taze sıcak ekmekçikler ve taze tereyağı çıkarıyor. Kokusu mükemmel. Masada keyifle gazetesini okuyor ve kısık sesle müzik dinliyor. Radyoda eski bir şarkı çalıyor. Bu ortam çok güzel ve huzurlu.
Am Nachmittag geht Marc im Park spazieren. Die Sonne scheint hell am Himmel. Die Leute spielen Fußball auf der Wiese und viele Familien gehen spazieren. Marc setzt sich auf eine freie Bank vor dem großen Baum. Er beobachtet die Kinder und genießt den warmen Tag. „Das ist das wahre Leben!“, denkt Marc stolz. Er atmet tief ein.
Türkçesi: Öğleden sonra Marc parkta yürüyüşe çıkıyor. Güneş gökyüzünde ışıl ışıl parıldıyor. İnsanlar çimlerin üzerinde futbol oynuyor ve birçok aile yürüyüş yapıyor. Marc büyük ağacın önündeki boş bir banka oturuyor. Çocukları izliyor ve sıcak günün tadını çıkarıyor. „İşte gerçek hayat bu!“, diye düşünüyor Marc gururla. Derin bir nefes alıyor.
Hikayenin devamı (1 sayfa) seslendirme, tıklanabilir kelime kartları ve testle birlikte uygulamada.
Devamını oku →