Aslanın affettiği küçük fare, bir gün ona hayatını borçlu olduğunu kanıtlar.
In der heißen Savanne lebt ein großer Löwe. Er ist der König der Tiere. Seine Mähne ist dick und golden. Jeden Tag schläft er unter einem großen Baum. Die anderen Tiere haben Angst vor ihm. Niemand kommt ihm nah. Der Löwe ist sehr stark — aber auch sehr allein.
Türkçesi: Sıcak savanada büyük bir aslan yaşıyor. Hayvanların kralı. Yelesi gür ve altın renginde. Her gün büyük bir ağacın altında uyuyor. Diğer hayvanlar ondan korkuyor. Kimse yanına yaklaşmıyor. Aslan çok güçlü — ama bir o kadar da yalnız.
Eines Tages rennt eine kleine Maus über den schlafenden Löwen. Sie hat ihn nicht gesehen. Der Löwe wacht auf und packt sie mit seiner Pfote. „Wer bist du?“, fragt er laut. „Du bist so klein! Warum läufst du über mich?“ Die Maus hat große Angst. Aber sie antwortet mutig: „Bitte lass mich frei! Vielleicht kann ich dir eines Tages helfen.“
Türkçesi: Bir gün küçük bir fare uyuyan aslanın üstünden koşuyor. Onu görmemiş. Aslan uyanıyor ve fareyi pençesiyle yakalıyor. „Sen kimsin?" diye kükrüyor. „Ne kadar küçüksün! Neden üstümden koşuyorsun?" Fare çok korkuyor. Ama cesaretle cevap veriyor: „Lütfen beni bırak! Belki bir gün sana yardım edebilirim."
Der Löwe beginnt zu lachen. „Du? Mir helfen?“, fragt er. „Ich bin so groß und stark. Du bist so klein und schwach. Das ist lustig!“ Aber er lässt die Maus doch frei. „Geh jetzt weg. Ich habe keine Zeit für dich.“ Die Maus rennt schnell davon. Sie ist sehr glücklich.
Türkçesi: Aslan gülmeye başlıyor. „Sen mi? Bana yardım mı?" diye soruyor. „Ben kocaman ve güçlüyüm. Sen küçücük ve zayıfsın. Ne komik!" Ama yine de fareyi serbest bırakıyor. „Şimdi git. Sana ayıracak vaktim yok." Fare hızla kaçıyor. Çok mutlu.
Einige Tage später kommen Jäger in die Savanne. Sie werfen ein starkes Netz über den Löwen. Er kann sich nicht mehr bewegen. Er schreit laut: „Hilfe! Wer kann mir helfen?“ Die anderen Tiere hören ihn. Aber niemand kommt. Alle haben Angst vor den Jägern. Der starke König liegt hilflos im Gras.
Türkçesi: Birkaç gün sonra savanaya avcılar geliyor. Aslanın üstüne sağlam bir ağ atıyorlar. Aslan artık kıpırdayamıyor. Avaz avaz bağırıyor: „İmdat! Kim bana yardım edebilir?" Diğer hayvanlar onu duyuyor. Ama kimse gelmiyor. Hepsi avcılardan korkuyor. Güçlü kral çimenlerin arasında çaresizce yatıyor.
Die kleine Maus hört den Schrei. Sie denkt: „Der Löwe hat mich frei gelassen. Jetzt muss ich ihm helfen.“ Sie rennt so schnell wie möglich zu ihm. „Hab keine Angst, starker Löwe. Ich helfe dir“, sagt sie. Der Löwe ist überrascht. „Du? Warum willst du mir helfen?“ — „Weil du gut zu mir warst.“
Türkçesi: Küçük fare çığlığı duyuyor. Şöyle düşünüyor: „Aslan beni serbest bırakmıştı. Şimdi ona yardım etmeliyim." Olabildiğince hızlı ona koşuyor. „Korkma güçlü aslan. Sana yardım edeceğim," diyor. Aslan şaşırıyor. „Sen mi? Neden bana yardım etmek istiyorsun?" — „Çünkü sen bana iyi davrandın."
Die Maus beißt mit ihren kleinen Zähnen in das Netz. Ein Faden. Noch ein Faden. Sie arbeitet den ganzen Tag. Ihre Zähne tun weh, aber sie hört nicht auf. Am Abend reißt der letzte Faden. Der Löwe ist frei! Er steht auf und schüttelt sich. „Du hast mir wirklich geholfen“, sagt er dankbar.
Türkçesi: Fare küçücük dişleriyle ağı kemirmeye başlıyor. Bir ip. Bir ip daha. Bütün gün çalışıyor. Dişleri acıyor ama durmuyor. Akşama doğru son ip kopuyor. Aslan özgür! Ayağa kalkıp silkeleniyor. „Bana gerçekten yardım ettin," diyor minnettarlıkla.
Hikayenin devamı (2 sayfa) seslendirme, tıklanabilir kelime kartları ve testle birlikte uygulamada.
Devamını oku →