Dört mevsimde hava durumu: bahar, yaz, sonbahar ve kış. Maria her mevsimi yaşıyor.
Es ist Frühling. Die Sonne scheint warm am Himmel. Das Wetter ist schön und warm. Überall blühen die Blumen. Die Bäume werden wieder grün. Viele Vögel singen im Garten. Maria geht sehr gern im Park spazieren. Sie läuft langsam unter einem großen Baum. „Ich liebe diese Zeit!“, sagt Maria leise. Sie macht ein Foto von einer roten Blume.
Türkçesi: Bahar geldi. Güneş gökyüzünde sıcacık parlıyor. Hava güzel ve ılık. Her yerde çiçekler açıyor. Ağaçlar yeniden yeşeriyor. Birçok kuş bahçede şarkı söylüyor. Maria parkta yürüyüş yapmayı çok seviyor. Büyük bir ağacın altında yavaşça yürüyor. „Bu mevsimi çok seviyorum!“, diye fısıldıyor Maria. Kırmızı bir çiçeğin fotoğrafını çekiyor.
Im Sommer ist es heiß. Die Sonne scheint jeden Tag stark. Es sind dreißig Grad draußen. Maria schwitzt leicht und hat großen Durst. Sie trinkt viel kaltes Wasser und packt ihre Tasche. Dann geht sie ins Schwimmbad in der Stadt. Später schwimmt sie auch im kühlen See. „Das ist so angenehm!“, denkt Maria fröhlich. Ein kleiner Hund spielt am Ufer.
Türkçesi: Yazın hava çok sıcak olur. Güneş her gün güçlü bir şekilde parlar. Dışarıda sıcaklık otuz derece. Maria hafifçe terliyor ve çok susuyor. Bolca soğuk su içip çantasını hazırlıyor. Sonra şehirdeki yüzme havuzuna gidiyor. Daha sonra serin gölde de yüzüyor. „Bu çok keyifli!“, diye düşünüyor Maria neşeyle. Kıyıda küçük bir köpek oynuyor.
Im Herbst wird es langsam kalt. Die Bäume verlieren alle ihre bunten Blätter. Es regnet oft am Nachmittag. Die Sonne scheint leider nur selten. Maria geht mit ihrer Freundin spazieren. Sie nimmt eine dicke Jacke gegen den Wind mit. Das Wetter ist in dieser Saison sehr wechselhaft. Mal scheint die Sonne, mal regnet es wieder stark.
Türkçesi: Sonbaharda hava yavaş yavaş soğuyor. Ağaçlar döküyor renkli yapraklarını. Öğleden sonraları sık sık yağmur yağıyor. Güneş ne yazık ki seyrek parlıyor. Maria arkadaşıyla yürüyüşe çıkıyor. Rüzgara karşı kalın bir ceket alıyor yanına. Bu mevsimde hava çok değişken. Bir an güneş açıyor, bir an yine şiddetli yağmur yağıyor.
Im Winter ist es draußen sehr kalt. Es regnet viel und manchmal schneit es sogar. Die Sonne geht am Nachmittag schon früh unter. Die Tage sind im Winter wirklich kurz. Maria bleibt lieber drinnen auf dem Sofa. Sie trinkt gerne einen heißen Tee aus einer großen Tasse. Das ist warm und wirklich gemütlich. Sie liest ein schönes Buch.
Türkçesi: Kışın dışarısı çok soğuk oluyor. Çok yağmur yağıyor ve bazen bembeyaz kar yağıyor. Güneş öğleden sonra erkenden batıyor. Kışın günler gerçekten kısa sürüyor. Maria kanepede içeride kalmayı tercih ediyor. Büyük bir kupadan sıcak bir çay içmeyi seviyor. Bu sıcacık ve gerçekten huzur verici. Güzel bir kitap okuyor.
Heute ist Mittwoch und der Himmel ist ganz grau. Das Wetter ist wirklich schrecklich. Es regnet viel und der Wind ist sehr stark. Maria kann bei diesem Regen nicht im Park spazieren gehen. Sie bleibt lieber zu Hause. „Was für ein schlechtes Wetter!“, sagt sie traurig. Sie schaut durch das kalte Fenster auf die Straße. Die Bäume bewegen sich schnell im Wind.
Türkçesi: Bugün çarşamba ve gökyüzü kapkara. Hava gerçekten berbat. Çok yağmur yağıyor ve rüzgar çok güçlü. Maria bu yağmurda parkta yürüyüş yapamıyor. Evde kalmayı tercih ediyor. „Ne kötü bir hava!“, diyor üzgün bir şekilde. Soğuk pencereden sokağa bakıyor. Ağaçlar rüzgarda hızla sallanıyor.
Hikayenin devamı (1 sayfa) seslendirme, tıklanabilir kelime kartları ve testle birlikte uygulamada.
Devamını oku →