Bir ask hikayesi - Birlikte yemek pisirmek
Es ist ein sonniger Sommer in München. Anna wohnt in einer kleinen Wohnung im zweiten Stock. Sie sitzt am Fenster und trinkt Tee. Plötzlich sieht sie einen großen Lieferwagen auf der Straße. Ein neuer Nachbar zieht ein. Er heißt Lukas und trägt viele schwere Kartons in das Haus. Lukas sieht müde aus. Anna lächelt und winkt ihm freundlich zu.
Türkçesi: Münih'te güneşli bir yaz yaşanıyor. Anna, ikinci kattaki küçük bir dairede oturuyor. Pencere kenarında oturmuş çayını içiyor. Birden sokakta büyük bir nakliye kamyonu görüyor. Yeni bir komşu taşınıyor. Adı Lukas ve eve bir sürü ağır koli taşıyor. Lukas yorgun görünüyor. Anna gülümsüyor ve ona içtenlikle el sallıyor.
Anna geht nach unten in den Flur. Sie möchte den Müll wegtragen. Dort trifft sie überrascht Lukas. Er hält ein schweres Paket in den Händen. „Hallo, ich bin Anna. Ich wohne gleich nebenan“, sagt sie. Lukas lächelt sofort. „Hallo Anna, ich bin Lukas. Schön, dich kennenzulernen!“, antwortet er. Anna wird rot und sieht auf den Boden.
Türkçesi: Anna alt kata, koridora iniyor. Çöpü dışarı çıkaracak. Orada şaşkınlıkla Lukas ile karşılaşıyor. Lukas elinde ağır bir paket tutuyor. „Merhaba, ben Anna. Hemen yan dairede oturuyorum,“ diyor samimiyetle. Lukas anında gülümsüyor. „Merhaba Anna, ben Lukas. Tanıştığımıza çok memnun oldum!“ diye cevap veriyor. Anna'nın yüzü kızarıyor ve başını öne eğiyor.
Am nächsten Abend geht Anna zu Lukas. Sie klingelt an seiner Tür. Lukas öffnet schnell die Tür. Er trägt ein blaues T-Shirt. Anna sagt: „Hallo Lukas! Hast du Lust auf ein gemeinsames Abendessen? Ich koche heute eine frische Pizza.“ Lukas wird glücklich und antwortet: „Ja, gern! Das klingt wunderbar. Was soll ich zum Essen mitbringen?“
Türkçesi: Ertesi akşam Anna, Lukas'ın yanına gidiyor ve kapısını çalıyor. Lukas kapıyı hızlıca açıyor. Üzerinde mavi bir tişört var. Anna: „Merhaba Lukas! Birlikte akşam yemeği yemeye ne dersin? Bugün taze bir pizza yapıyorum,“ diyor. Lukas çok mutlu oluyor ve yanıtlıyor: „Evet, seve seve! Kulağa harika geliyor. Yemeğe gelirken ne getirmemi istersin?“
Lukas kommt in Annas Wohnung. Er bringt eine Flasche Saft mit. In Annas Küche riecht es gut nach Knoblauch und Tomaten. Anna macht den Teig auf dem Tisch. Lukas schneidet die Tomaten mit einem Messer. „Kannst du auch noch Basilikum schneiden?“, fragt Anna ihn. Lukas macht das schnell und legt Kräuter auf den Teig.
Türkçesi: Lukas, Anna'nın dairesine geliyor. Yanında bir şişe meyve suyu getiriyor. Anna'nın mutfağında miss gibi sarımsak ve domates kokusu var. Anna masada hamur açıyor. Lukas ise bıçakla domatesleri dilimliyor. „Fesleğenleri de doğrayabilir misin?“ diye soruyor Anna. Lukas bunu hızlıca halledip otları hamurun üzerine serpiştiriyor.
Während sie kochen, sprechen sie viel. „Was machst du eigentlich beruflich?“, fragt Anna neugierig. „Ich bin Fotograf von Beruf“, antwortet Lukas mit einem Lächeln. „Ich fotografiere gern alte Gebäude und schöne Natur. Und was ist dein Beruf?“ Anna antwortet stolz: „Ich bin Lehrerin an einer Grundschule. Die Arbeit mit den Kindern macht mir großen Spaß.“ Lukas nickt: „Das ist toll!“
Türkçesi: Yemek pişirirken bir yandan da bol bol sohbet ediyorlar. „Mesleğin nedir acaba?“ diye merakla soruyor Anna. Lukas gülümseyerek yanıtlıyor: „Mesleğim fotoğrafçılık. Eski binaları ve güzel doğayı çekmeyi çok seviyorum. Peki senin mesleğin ne?“ Anna gururla cevap veriyor: „Ben ilkokul öğretmeniyim. Çocuklarla çalışmak bana büyük bir keyif veriyor.“ Lukas başını sallıyor: „Bu gerçekten harika!“
Nach zwanzig Minuten ist das Essen fertig. Die Pizza kommt heiß aus dem Ofen. Sie sieht lecker aus. „Die Pizza sieht wunderbar aus!“, ruft Lukas überrascht. Sie decken zusammen den Tisch und setzen sich auf die Stühle. Anna nimmt einen Teller und gibt Lukas das erste große Stück. Lukas probiert sofort einen Bissen und nickt zufrieden.
Türkçesi: Yirmi dakika sonra yemek hazır oluyor. Sıcak pizza fırından çıkıyor. Gerçekten iştah açıcı görünüyor. „Pizza muhteşem görünüyor!“ diye bağırıyor Lukas hayranlıkla. Masayı birlikte kurup sandalyelere oturuyorlar. Anna bir tabak alıp ilk büyük dilimi Lukas'a ikram ediyor. Lukas hemen bir ısırık alıp memnuniyetle başını sallıyor.
Hikayenin devamı (2 sayfa) seslendirme, tıklanabilir kelime kartları ve testle birlikte uygulamada.
Devamını oku →