Macera hikayesi - Tehlikeli mağara keşfi
Anna und Tom sitzen in ihrem Zimmer und lesen eine alte Karte. Sie planen eine spannende Expedition in die Berge. Tom packt seinen Rucksack mit Brot, Äpfeln und Werkzeug. Anna nimmt eine kleine Taschenlampe mit. Sie suchen eine alte, geheimnisvolle Höhle tief in einem Berg. Der Weg ist lang, aber die Kinder gehen motiviert los.
Türkçesi: Anna ve Tom odalarında oturuyorlar ve eski bir haritayı inceliyorlar. Dağlara doğru heyecan verici bir keşif gezisi planlıyorlar. Tom sırt çantasına ekmek, elma ve aletler koyuyor. Anna ise yanına küçük bir el feneri alıyor. Bir dağın derinliklerindeki gizemli ve eski bir mağarayı arıyorlar. Yol uzun, ancak çocuklar motivasyonla yola koyuluyorlar.
Die beiden Freunde wandern durch den dichten Wald hinauf zum Felsen. Endlich finden sie den verborgenen Eingang hinter vielen Büschen. Tom ist sehr mutig und macht den ersten Schritt hinein. Aber Anna verlangsamt ihre Schritte. Sie spürt ein wenig Angst vor der Dunkelheit. Tom nimmt ihre Hand und sagt leise: „Ich bin bei dir.“
Türkçesi: İki arkadaş yoğun ormanın içinden tırmanarak kayalıklara ulaşıyorlar. Sonunda çalıların arkasına saklanmış gizli girişi buluyorlar. Tom çok cesur ve içeriye ilk adımı atıyor. Ancak Anna adımlarını yavaşlatıyor. Karanlıktan biraz korku hissediyor. Tom onun elini tutuyor ve sessizce şöyle diyor: „Ben senin yanındayım.“
Sie gehen gemeinsam weiter hinein. Im Inneren der Höhle herrscht pure Dunkelheit. Es ist dort sehr dunkel, und man sieht fast nichts. Annas kleine Lampe gibt nur wenig Licht in dem großen Raum. Sie halten die Augen offen und passen gut auf. Der Steinboden unter ihren Füßen ist feucht und glatt.
Türkçesi: Birlikte içeriye doğru ilerlemeye devam ediyorlar. Mağaranın iç kısmında tam bir karanlık hüküm sürüyor. Orası çok karanlık ve insan neredeyse hiçbir şey göremiyor. Anna'nın küçük lambası bu büyük alanda sadece az bir ışık veriyor. Gözlerini dört açıyorlar ve çok dikkatli oluyorlar. Ayaklarının altındaki taş zemin nemli ve kaygan.
Tom hat ein langes, starkes Seil im Rucksack. Er bindet ein Ende am Eingang fest. Das ist sehr wichtig für eine schnelle Rettung aus der Gefahr, falls sie den Weg zurück verlieren. Anna nickt erleichtert. „Das ist eine kluge Idee von dir“, sagt sie leise und fühlt sich nun viel sicherer.
Türkçesi: Tom ipin bir ucunu girişe sıkıca bağlıyor. Sırt çantasında uzun ve güçlü bir ip var. Yolculuk sırasında yönlerini kaybetmeleri durumunda, bu tehlikeden hızlı bir şekilde kurtulmak için çok önemli. Anna rahatlayarak başını sallıyor. „Bu harika bir fikir“, diyor sessizce ve kendini şimdi çok daha güvende hissediyor.
Schritt für Schritt gehen sie langsam weiter in den tiefen Gang. Manchmal bleiben sie stehen und hören ganz genau hin. Von irgendwo oben fallen leise Tropfen auf den harten Stein. „Ist das kaltes Wasser?“, fragt Tom und berührt vorsichtig die nasse Wand. Anna nickt und schaut nach oben.
Türkçesi: Adım adım derin koridorda yavaşça ilerlemeye devam ediyorlar. Bazen durup pürdikkat dinliyorlar. Yukarıda bir yerden sert kayaların üzerine sessizce düşen damlalar geliyor. „Bu soğuk su mu?“, diye soruyor Tom ve ıslak duvara dikkatlice dokunuyor. Anna başını sallıyor ve yukarı bakıyor.
Plötzlich biegen sie um eine Ecke und stehen in einer riesigen Halle. Die Decke ist enorm hoch und der Raum wirkt magisch. Anna strahlt voller Stolz über diese großartige Entdeckung. „Schau mal, wie groß das hier ist!“, rufen beide begeistert aus. Ihre Stimmen hallen laut durch den ganzen Raum.
Türkçesi: Aniden bir köşeyi dönüyorlar ve devasa bir salonda duruyorlar. Tavan inanılmaz derecede yüksek ve mekan büyülü görünüyor. Anna bu harika keşiften dolayı gururla parlıyor. „Bak, burası ne kadar da büyük!“, diye heyecanla haykırıyor ikisi de. Sesleri tüm salonda yüksek sesle yankılanıyor.
Hikayenin devamı (4 sayfa) seslendirme, tıklanabilir kelime kartları ve testle birlikte uygulamada.
Devamını oku →