Meraklı kız Alice bir tavşan deliğine düşer ve çılgın bir harikalar diyarında büyülü maceralar yaşar.
Alice war ein kleines Mädchen und saß an einem sonnigen Nachmittag mit ihrer Schwester auf einer Wiese. Plötzlich sah sie ein weißes Kaninchen. Das war kein normales Kaninchen. Es trug eine Weste, schaute auf eine Taschenuhr und rief: Oh weh, oh weh! Ich komme zu spät! Alice war sehr neugierig. Sie rannte dem Kaninchen hinterher und sah, wie es in ein tiefes Loch in der Erde sprang. Alice sprang mutig hinterher. Sie fiel sehr lange nach unten, bis sie schließlich sanft auf einem Haufen Blätter landete.
Türkçesi: Alice küçük bir kızdı ve güneşli bir öğleden sonra tarlada kız kardeşiyle oturuyordu. Birdenbire beyaz bir tavşan gördü. Bu normal bir tavşan değildi. Bir yelek giyiyordu, cep saatine bakıyordu ve bağırıyordu: Vay canına, geç kalıyorum! Alice çok meraklıydı. Tavşanın peşinden koştu ve onun yerdeki derin bir deliğe atladığını gördü. Alice cesurca atladı. Çok uzun süre aşağı düştü ve sonunda bir yaprak yığını üzerine yumuşakça indi.
Alice war nun in einem Raum mit vielen Türen. Sie fand einen kleinen Tisch mit einem goldenen Schlüssel. Der Schlüssel passte zu einer sehr kleinen Tür. Durch die Tür sah sie einen wunderschönen Garten. Aber Alice war zu groß. Sie fand eine Flasche mit der Aufschrift Trink mich. Sie trank davon und wurde winzig klein. Doch jetzt erreichte sie den Schlüssel nicht mehr, der auf dem Tisch lag. Dann aß sie einen Kuchen mit der Aufschrift Iss mich und wurde plötzlich riesig groß wie ein Riese. Alice war sehr verwirrt. Sie wusste nicht mehr, wer sie war.
Türkçesi: Alice artık pek çok kapısı olan bir odadaydı. Altın bir anahtarlı küçük bir masa buldu. Anahtar çok küçük bir kapıya uyuyordu. Kapının ardında güzel bir bahçe gördü. Ama Alice çok büyüktü. Beni iç yazan bir şişe buldu. İçti ve küçücük oldu. Ama şimdi masanın üzerindeki anahtara ulaşamıyordu. Sonra beni ye yazan bir kek yedi ve birdenbire bir dev gibi kocaman büyüdü. Alice çok kafası karıştı. Artık kimin olduğunu bile bilmiyordu.
Nach einer Weile traf Alice den Märzhase und den Verrückten Hutmacher. Sie saßen an einem langen Tisch im Wald und tranken Tee. Es war eine sehr seltsame Party. Sie wechselten ständig die Plätze und stellten Alice Fragen, auf die es keine Antworten gab. Der Hutmacher erzählte nur Unsinn. Alice fand die beiden sehr unhöflich. Sie hatte genug von dieser verrückten Teegesellschaft und ging tiefer in den Wald hinein.
Türkçesi: Bir süre sonra Alice Mart Tavşanı ve Deli Şapkacı ile karşılaştı. Ormanda uzun bir masada oturuyorlar ve çay içiyorlardı. Çok tuhaf bir partiydi. Sürekli yer değiştiriyorlardı ve Alice'e cevabı olmayan sorular soruyorlardı. Şapkacı yalnızca saçmalıklar söylüyordu. Alice ikisini de çok kaba buldu. Bu deli çay partisinden bıktı ve ormanın derinliklerine yürüdü.
Im Wald begegnete Alice einer Katze, der Grinsekatze. Die Katze konnte verschwinden und wieder erscheinen. Nur ihr großes, breites Grinsen blieb manchmal in der Luft hängen, auch wenn die Katze nicht mehr da war. Die Grinsekatze sagte zu Alice: Hier sind alle verrückt. Ich bin verrückt, du bist verrückt. Alice fragte die Katze nach dem Weg, aber die Katze antwortete nur mit Rätseln.
Türkçesi: Ormanda Alice, bir kedi olan Sırıtan Kedi ile karşılaştı. Kedi kaybolabiliyor ve yeniden belirebiliyordu. Kedi artık orada olmasa bile geniş ve büyük sırıtışı bazen havada asılı kalıyordu. Sırıtan Kedi Alice'e şunu söyledi: Burada herkes deli. Ben deliyim, sen de delisin. Alice kediye yolu sordu ama kedi yalnızca bilmecelerle yanıt verdi.
Hikayenin devamı (2 sayfa) seslendirme, tıklanabilir kelime kartları ve testle birlikte uygulamada.
Devamını oku →