Anna alışverişe gidiyor ve süpermarkette tesadüfen bir arkadaşıyla karşılaşıyor.
Am Samstagmorgen schreibt Anna einen Einkaufszettel. Sie braucht Brot, Milch, Eier und Obst. Weil sie wenig Zeit hat, geht sie in den großen Supermarkt in der Nähe. Sie nimmt eine Einkaufstasche und geht los. Die Sonne scheint und die Straße ist voll mit Menschen. Anna freut sich auf das Einkaufen.
Türkçesi: Cumartesi sabahı Anna bir alışveriş listesi yazıyor. Ekmek, süt, yumurta ve meyveye ihtiyacı var. Çünkü az zamanı var, yakındaki büyük süpermarkete gidiyor. Bir çanta alıyor ve yola çıkıyor. Güneş parlıyor ve sokak insanlarla dolu. Anna alışveriş yapacağına seviniyor.
Im Supermarkt nimmt Anna einen Wagen. Sie geht zuerst zur Bäckerei und nimmt frisches Brot. Dann geht sie zur Milch-Abteilung. Sie vergleicht die Preise und entscheidet sich für eine günstige Milch. Sie sucht auch Eier und Gemüse. Der Supermarkt ist heute sehr voll.
Türkçesi: Süpermarkette Anna bir alışveriş arabası alıyor. Önce fırına gidiyor ve taze ekmek alıyor. Sonra süt reyonuna gidiyor. Fiyatları karşılaştırıyor ve ucuz bir süte karar veriyor. Yumurta ve sebze de arıyor. Süpermarket bugün çok kalabalık.
Plötzlich hört Anna eine Stimme: „Anna! Bist du das?“ Sie dreht sich um und sieht ihre Freundin Maria. Maria sagt: „Was für eine Überraschung! Ich habe dich lange nicht gesehen!“ Anna ist auch gefreut und sagt: „Maria! Wie geht es dir?“ Sie stehen im Gang und reden. Maria erzählt, dass sie jetzt in einer neuen Stadt wohnt.
Türkçesi: Birdenbire Anna bir ses duyar: „Anna! Sen misin?“ Arkasını döner ve arkadaşı Maria'yı görür. Maria şöyle der: „Ne sürpriz! Seni uzun zamandır görmüyordum!“ Anna da sevinir ve şöyle der: „Maria! Nasılsın?“ Koridorda durup sohbet ederler. Maria artık yeni bir şehirde yaşadığını anlatır.
Maria erzählt von ihrem neuen Job. Sie arbeitet als Lehrerin in einer Schule. Anna fragt: „Und wie ist die Stadt?“ Maria sagt: „Die Stadt ist sehr schön, aber ich vermisse meine Freunde hier.“ Anna sagt: „Komm uns doch mal besuchen!“ Maria lächelt und sagt: „Das mache ich! Ich rufe dich nächste Woche an.“ Sie versprechen sich, in Kontakt zu bleiben.
Türkçesi: Maria yeni işinden bahsediyor ve bir okulda öğretmen olarak çalışıyor. Anna, „Peki şehir nasıl?“ diye sorunca Maria, „Şehir çok güzel ama buradaki arkadaşlarımı özlüyorum,“ diyor. Anna, „Bizi mutlaka ziyarete gel!“ dediğinde Maria gülümseyerek, „Öyle yapacağım, seni gelecek hafta ararım,“ yanıtını veriyor. İletişimde kalmak üzere birbirlerine söz veriyorlar.
Anna und Maria gehen zusammen zur Kasse. Die Schlange ist lang. Sie warten zehn Minuten. Endlich ist Anna dran. Sie legt ihre Sachen auf das Band. Die Kassiererin scannt alles. Die Rechnung ist 32 Euro. Anna bezahlt mit Karte. Maria sagt: „ich komme auch an die Kasse. Bis bald!“
Türkçesi: Anna ve Maria birlikte kasiyere gidiyorlar. Kuyruk uzun. On dakika bekliyorlar. Sonunda Anna'nın sırası geliyor. Eşyalarını banta koyuyor. Kasiyer her şeyi tarıyor. Hesap 32 Euro. Anna kartla ödüyor. Maria „Ben de kasaya gideceğim. Hoşça kal!“ diyor.
Nach dem Einkaufen geht Anna nach Hause. Ihre Einkaufstasche ist schwer. Sie trägt sie mit beiden Händen. Beim Spaziergang denkt sie an das Gespräch mit Maria. Sie ist glücklich, dass sie Maria getroffen hat. Sie freut sich darauf, nächste Woche mit Maria zu telefonieren.
Türkçesi: Alışverişten sonra Anna eve gidiyor. Çantası ağır. Onu iki eliyle tutuyor. Yolculuk sırasında Maria ile olan konuşmayı düşünüyor. Maria ile buluştuğuna seviniyor. Gelecek hafta Maria ile telefonlaşıacağına seviniyor.
Hikayenin devamı (2 sayfa) seslendirme, tıklanabilir kelime kartları ve testle birlikte uygulamada.
Devamını oku →