Şehir planlamacısı Clara'nın gri ve umutsuz bir şehri, inatçı mücadelesi ve bir doğa felaketinin ardından nasıl yeşil bir geleceğe dönüştürdüğünü anlatan ilham verici bir hikaye.
Clara stand am Fenster. Ihr Blick fiel auf die Straßen. Alles war grau. Die ganze Stadt erstickte fast im dichten Smog. Menschen liefen mit gesenkten Köpfen vorbei. Ein dunkler Nebel hing in der Luft. Er schluckte jedes Sonnenlicht. Niemand lächelte mehr. Die Kinder spielten nicht mehr draußen. Der Husten der Nachbarn hallte durch den Innenhof. Clara spürte eine tiefe Traurigkeit. Sie konnte das nicht länger ertragen. Diese Betonwüste machte alle krank. Sie ballte ihre Hände zu Fäusten. Sie musste unbedingt etwas ändern. Ihre Heimat brauchte dringend frische Luft. Sie setzte sich sofort an…
Türkçesi: Clara pencerenin önünde durdu. Bakışları sokaklara kaydı. Her şey griydi. Bütün şehir yoğun sisin içinde neredeyse boğuluyordu. İnsanlar başları öne eğik yürüyüp geçiyordu. Havada karanlık bir sis asılıydı. Bütün güneş ışığını yutuyordu. Artık kimse gülümsemiyordu. Çocuklar artık dışarıda oynamıyordu. Komşuların öksürüğü iç avluda yankılanıyordu. Clara derin bir üzüntü hissetti. Buna daha fazla dayanamıyordu. Bu beton çölü herkesi hasta ediyordu. Ellerini yumruk yaptı. Kesinlikle bir şeyleri değiştirmesi gerekiyordu. Memleketinin acilen temiz havaya ihtiyacı vardı. Hemen eski ahşap masasına…
Yukarıdaki, hikayenin ilk sayfasıdır. Tamamı, seslendirmesi, kelime kartları ve testi uygulamada.
Bu hikayedeki kelimelerden bazıları
der Blick(Substantiv (m)) — bakış
ersticken(Verb) — boğulmak, havasızlıktan ölmek
dicht(Adjektiv) — yoğun, sık
der Smog(Substantiv (m)) — kirli hava, dumanlı sis