Paul'ün kız arkadaşı Anna'ya restoranda evlenme teklifi ederken yüzüğü sakladığı tatlının yanlışlıkla garson tarafından alınmasıyla yaşanan komik ve heyecanlı macera.
Paul stand vor dem Eingang. Er blickte auf das schöne Gebäude. Heute war ein besonderer Tag. Er plante einen sehr romantischen Abend. Es sollte der perfekte Heiratsantrag werden. Seine Hände zitterten ein wenig. Er war unglaublich nervös. Seine Freundin Anna stand neben ihm. Sie trug ein rotes Kleid. Sie sah wunderschön aus. Paul atmete tief ein. Er öffnete die schwere Tür. Sie betraten gemeinsam das Restaurant. Drinnen brannte warmes Licht. Leise Musik spielte im Hintergrund. Der Kellner begrüßte sie freundlich. Er zeigte ihnen den Tisch am Fenster. Der Tisch war schön gedeckt. Rote Rosen lagen auf dem weißen Tuch. Paul setzte sich langsam. Er versuchte ruhig zu wirken. Aber sein Herz schlug sehr schnell. Der Abend hatte gerade erst begonnen.
Türkçesi: Paul girişin önünde duruyordu. Güzel binaya baktı. Bugün özel bir gündü. Çok romantik bir akşam planlıyordu. Mükemmel bir evlilik teklifi olmalıydı. Elleri biraz titriyordu. İnanılmaz derecede gergindi. Kız arkadaşı Anna yanında duruyordu. Kırmızı bir elbise giymişti. Harika görünüyordu. Paul derin bir nefes aldı. Ağır kapıyı açtı. Restorana birlikte girdiler. İçeride sıcak bir ışık yanıyordu. Arka planda hafif bir müzik çalıyordu. Garson onları dostça selamladı. Onlara pencere kenarındaki masayı gösterdi. Masa güzelce kurulmuştu. Beyaz örtünün üzerinde kırmızı güller vardı. Paul yavaşça oturdu. Sakin görünmeye çalıştı. Ama kalbi çok hızlı atıyordu. Akşam daha yeni başlamıştı.
Paul fasste in seine Tasche. Dort lag eine kleine Schachtel. Er hatte sie heimlich mitgebracht. Anna durfte nichts merken. Er wollte den Ring später verstecken. Er hatte einen genauen Plan. Der Ring sollte im Essen sein. Paul hatte das vorher mit dem Chef besprochen. Der Ring kam tief in das Dessert. Es war eine Torte aus Schokolade. Anna liebte Schokolade über alles. Sie bestellten zuerst Wein und Hauptspeisen. Das Essen schmeckte fantastisch. Sie lachten und redeten viel. Anna war sehr glücklich. Paul war in Gedanken schon beim Nachtisch. Er wartete auf den großen Moment. Er sah immer wieder zur Tür. Die Spannung stieg mit jeder Minute. Bald würde er die Frage stellen. Bald würde sich alles ändern.
Türkçesi: Paul elini cebine attı. Orada küçük bir kutu duruyordu. Onu gizlice getirmişti. Anna hiçbir şey fark etmemeliydi. Yüzüğü daha sonra saklamak istiyordu. Kesin bir planı vardı. Yüzük yemeğin içinde olacaktı. Paul bunu önceden şefle konuşmuştu. Yüzük tatlının derinliklerine konulacaktı. Bu çikolatalı bir pastaydı. Anna çikolatayı her şeyden çok severdi. Önce şarap ve ana yemek sipariş ettiler. Yemeklerin tadı harikaydı. Çok güldüler ve konuştular. Anna çok mutluydu. Paul düşüncelerinde çoktan tatlıya geçmişti. O büyük anı bekliyordu. Tekrar tekrar kapıya bakıyordu. Gerilim her geçen dakika artıyordu. Yakında soruyu soracaktı. Yakında her şey değişecekti.
Der Hauptgang war endlich beendet. Der große Moment rückte näher. Ein junger Mann kam an den Tisch. Es war nicht ihr normaler Kellner. Plötzlich passierte eine furchtbare Verwechslung. Der fremde Kellner räumte den Tisch ab. Er brachte nicht den Nachtisch. Stattdessen brachte er die Rechnung. Paul starrte auf das Papier. Er war völlig verwirrt. Das war nicht der Plan. Er wollte doch noch bezahlen. Der Kellner griff nach einem Teller. Darauf stand eine Schokoladentorte. Das war Pauls besondere Torte! Der Kellner nahm den Teller einfach mit. Paul konnte nicht reagieren. Er war wie gelähmt. Anna sah ihn fragend an. Sie verstand die Situation nicht. Paul musste jetzt sofort handeln. Er sprang plötzlich von seinem Stuhl auf.
Türkçesi: Ana yemek sonunda bitmişti. Büyük an yaklaşıyordu. Genç bir adam masaya geldi. O onların normal garsonu değildi. Aniden korkunç bir karışıklık oldu. Yabancı garson masayı topladı. Tatlıyı getirmedi. Bunun yerine hesabı getirdi. Paul kağıda baka kaldı. Tamamen kafası karışmıştı. Plan bu değildi. Oysa daha sonra ödeyecekti. Garson bir tabağa uzandı. Üzerinde çikolatalı pasta duruyordu. Bu Paul'ün özel pastasıydı! Garson tabağı alıp götürdü. Paul tepki veremedi. Felç olmuş gibiydi. Anna ona sorarcasına baktı. Durumu anlamamıştı. Paul şimdi hemen harekete geçmeliydi. Aniden sandalyesinden fırladı.
Hikayenin devamı (5 sayfa) seslendirme, tıklanabilir kelime kartları ve testle birlikte uygulamada.
Devamını oku →