Müfettiş Weber, polis karakolundaki zorlu şartlara ve yorgunluğuna rağmen ekibiyle birlikte karmaşık bir saat hırsızlığı vakasını çözer.
Kommissar Weber saß in seinem Büro am Polizeirevier und hatte starke Kopfschmerzen. Kann ich diesen Artikel kopieren für die Akte? Fragte sein Assistent. Ja, mach mir bitte eine Kopie, antwortete Weber. Er brauchte die Unterlagen für den neuen Fall. Der Dieb hatte eine teure Uhr aus einem Geschäft gestohlen. Weber war müde, weil er die ganze Nacht gearbeitet hatte. Dennoch wollte Weber den Uhrendieb unbedingt fassen. Der Fall war wichtig für die Polizei. Er trank einen starken Kaffee und arbeitete weiter.
Türkçesi: Müfettiş Weber polis karakolundaki ofisinde oturuyordu ve şiddetli bir baş ağrısı çekiyordu. Bu makaleyi dosya için kopyalayabilir miyim? Asistanı sordu. Evet, lütfen bana bir kopyasını yapın, diye yanıtladı Weber. Yeni dava için belgelere ihtiyacı vardı. Hırsız bir mağazadan pahalı bir saat çalmıştı. Weber bütün gece çalıştığı için yorgundu. Ama pes etmedi. Olay polis açısından önemliydi. Sert bir kahve içti ve çalışmaya devam etti.
Der Kopierer war wieder kaputt. Das war typisch im Büro, weil er alt war. Der Kopierer ist defekt, sagte die Sekretärin zu Weber. Weber dachte an seinen Körper und dass er mehr Sport treiben sollte. Er musste sich mehr bewegen. Ich habe die Rechnung geprüft, alles ist korrekt, sagte er nach dem Prüfen der Akten. Der Fall war komplizierter als er am Anfang gedacht hatte. Weber brauchte mehr Beweise. Er entschied, die Zeugen zu befragen.
Türkçesi: Fotokopi makinesi yine bozuldu. Yaşlı olduğu için bu ofiste tipik bir durumdu. Sekreter Weber'e Fotokopi makinesinin bozuk olduğunu söyledi. Weber bedeni hakkında düşündü ve daha fazla spor yapması gerektiğini düşündü. Daha fazla hareket etmesi gerekiyordu. Dosyaları kontrol ettikten sonra faturayı kontrol ettim, her şeyin doğru olduğunu söyledi. Dava başlangıçta düşündüğünden daha karmaşıktı. Weber'in daha fazla kanıta ihtiyacı vardı. Görgü tanıklarını sorgulamaya karar verdi.
Im Korridor warteten die Zeugen auf ihre Aussage. Weber bat seinen Assistenten, die Aussagen sorgfältig zu korrigieren. Was kostet der Kaffee in der Kantine? Fragte ein Beamter nebenan. Fünfzig Cent, antwortete ein anderer Polizist. Die Stimmung war entspannt, obwohl der Fall ernst war. Alle warteten auf den Beginn der offiziellen Befragung. Weber ging zum Korridor und stellte die erste Frage. Die Zeugen waren nervös. Aber Weber war geduldig und freundlich.
Türkçesi: Tanıklar ifade vermek için koridorda beklediler. Weber asistanından ifadeleri dikkatlice düzeltmesini istedi. Kantinde kahvenin fiyatı ne kadar? Yan taraftaki bir memur sordu. Başka bir polis elli sent diye yanıtladı. Durum ciddi olmasına rağmen ortam rahattı. Herkes resmi sorgulamanın başlamasını bekliyordu. Weber koridora gitti ve ilk soruyu sordu. Görgü tanıkları gergindi. Ancak Weber sabırlı ve arkadaş canlısıydı.
Die Kosten (Pl.) für den Schaden am Geschäft waren sehr hoch. Das Magazin mit den Infos ist kostenlos, sagte die Frau am Empfang. Sie trug ein buntes Kostüm und war freundlich. Im Hintergrund liefen die Beamten geschäftig herum. Weber sammelte alle wichtigen Informationen über den Verdächtigen. Er brauchte mehr Beweise für seinen Fall. Der Verdächtige war schwer zu finden. Aber Weber gab nicht auf. Er war ein erfahrener Kommissar.
Türkçesi: İşletmeye verilen zararın maliyetleri (pl.) çok yüksekti. Resepsiyondaki kadın, bilgilerin yer aldığı derginin ücretsiz olduğunu söyledi. Renkli bir kostüm giymişti ve arkadaş canlısıydı. Memurlar arka planda dolaşmakla meşguldü. Weber şüpheliyle ilgili tüm önemli bilgileri topladı. Davası için daha fazla kanıta ihtiyacı vardı. Şüpheliyi bulmak zor oldu. Ancak Weber pes etmedi. Tecrübeli bir müfettişti.
Weber hatte viel Kraft durch sein tägliches Training. Er war ein kräftiger Mann, der viel Sport machte. Kein Kraftfahrzeug darf hier auf diesem Parkplatz parken, schrieb er auf einen Zettel. Im Hintergrund sah man ein großes Kraftwerk am Fluss. Der Kommissar dachte nach über den Fall. Die Ermittlungen erforderten viel Ausdauer und Geduld. Er würde nicht aufgeben, bis der Dieb gefasst war. Die Polizeiarbeit war sein Leben.
Türkçesi: Weber, günlük eğitiminden büyük bir güç elde etti. Pek çok spor yapan güçlü bir adamdı. Bir kağıt parçasına, bu otoparka hiçbir motorlu aracın park etmesine izin verilmediğini yazdı. Arka planda nehrin üzerinde büyük bir enerji santrali görülüyordu. Müfettiş olayı düşündü. Soruşturma büyük bir azim ve sabır gerektiriyordu. Hırsız yakalanana kadar pes etmeyecekti. Polislik onun hayatıydı.
Hikayenin devamı (3 sayfa) seslendirme, tıklanabilir kelime kartları ve testle birlikte uygulamada.
Devamını oku →