Elias war als Erbe eines Anwesens, das er nie zuvor gesehen hatte, in das abgelegene Tal von Rabenfels gereist. Der Notar hatte ihn darüber informiert, dass sein verstorbener Großonkel ihm das gesamte Schloss samt Ländereien hinterlassen hatte. Die Fahrt dauerte fast den ganzen Tag. Als Elias schließlich das Schloss erreichte, war es bereits dunkel. Das Gebäude wirkte wie ein riesiger, dunkler Schatten vor dem trüben Abendhimmel. Die Tore waren schwer und aus rostigem Eisen gefertigt. Er parkte seinen Wagen vor dem Haupteingang. Die Luft war hier oben ungewöhnlich kalt und roch nach feuchter…
Türkçesi: Elias, daha önce hiç görmediği bir malikanenin mirasçısı olarak Rabenfels'in ıssız vadisine yolculuk etmişti. Avukat, merhum büyük amcasının tüm şatoyu ve arazileri ona bıraktığını bildirmişti. Yolculuk neredeyse tüm gün sürmüştü. Elias nihayet şatoya ulaştığında hava çoktan kararmıştı. Bina, bulutlu akşam gökyüzünün önünde devasa, karanlık bir gölge gibi görünüyordu. Kapılar ağır ve paslı demirden yapılmıştı. Arabasını ana girişin önüne park etti. Buranın havası olağanüstü soğuktu ve nemli toprak kokuyordu. Valizini alıp ağır portalın içinden geçti. Giriş holü büyük ve eski tablolarla…
Yukarıdaki, hikayenin ilk sayfasıdır. Tamamı, seslendirmesi, kelime kartları ve testi uygulamada.
Bu hikayedeki kelimelerden bazıları
das Erbe(Substantiv (n)) — miras
das Anwesen(Substantiv (n)) — mülk, malikane
abgelegen(Adjektiv) — ıssız, uzak
das Tal(Substantiv (n)) — vadi
reisen(Verb) — seyahat etmek
der Notar(Substantiv (m)) — noter
informieren(Verb) — bilgilendirmek
verstorben(Adjektiv) — merhum, ölmüş
der Großonkel(Substantiv (m)) — büyük amca/dayı
gesamt(Adjektiv) — tüm, bütün
das Schloss(Substantiv (n)) — şato, saray
die Ländereien(Substantiv (f)) — araziler, topraklar