Die Stadt Neo-Istanbul kannte keinen echten Tag. Sie war in ein ewiges, künstliches Neonlicht getaucht, das durch den sauren Regen noch verstärkt wurde. Die Wolkenkratzer ragten wie steinerne Finger in den Smog, während in den unteren Ebenen die Schatten die Macht übernahmen. Kaan, ein ehemaliger Netzwerk-Architekt, saß in einer kleinen Bar im Sektor 9. Er starrte auf seinen Drink, eine billige synthetische Mischung, die eher nach Chemie als nach Alkohol schmeckte. Sein kybernetisches Auge summte leise – ein Zeichen dafür, dass die Firmware veraltet war. In einer Stadt wie Neo-Istanbul war…
Türkçesi: Neo-Istanbul kenti gerçek bir gün tanımıyordu. Sürekli, yapay bir neon ışığına batmıştı; bu ışık asit yağmuruyla daha da güçleniyordu. Gökdelengeri, taş parmaklar gibi siste yükseliyordu; daha aşağı platölerde gölgeler iktidarı ele geçiriyordu. Kaan, eski bir ağ mimarı, Sektor 9'daki küçük bir barda oturuyordu. Bir içkisine dalgın dalgın bakıyordu; kimya kokusu alkol kokusundan daha baskın olan ucuz bir sentetik karışım. Siber gözü hafifçe vızıldıyordu; firmware'in eskimiş olduğunun bir işareti. Neo-Istanbul gibi bir şehirde güncel implantları olmayan hiçbir şeydi. Ama Kaan bilinçli olarak…
Yukarıdaki, hikayenin ilk sayfasıdır. Tamamı, seslendirmesi, kelime kartları ve testi uygulamada.